Tanımlar ve Kapsam

5 views
51 mins read

Şehrin kıyısında, bitişik nizam bir evde Elif, iki çocuğu Zeynep ve Emir ile birlikte yaşamaktadır. Dışarıdan bakıldığında her şey tutarlı ve düzenli görünür: okul çantaları giriş kapısının yanında düzgünce durur, buzdolabının üzerindeki takvim eksiksiz doldurulmuştur ve sosyal ortamlarda Elif, hiçbir şeyi ele vermeyen ölçülü bir gülümsemeyle ortaya çıkar. Bu vitrinin arkasında ise aylar içinde, bir tokatla değil, her seferinde “pratik” diye sunulan küçük kaymalarla başlayan bir örüntü şekillenmiştir. Mert, PIN kodlarını “işleri yürütmek için” ister, bankacılık uygulamasının yönetimini devralır ve “genel bir kontrol sağlamak” gerekçesiyle bildirimleri açar. Elif aynı hafta market alışverişi için para çektiğinde, neredeyse hemen ardından bir mesaj gelir: buna neden ihtiyaç duyulduğu ve neden önce konuşulmadığı sorulur. Ton yüksek değildir ama keskindir; alt metin açıktır: karar verme alanı artık kendiliğinden var sayılmamaktadır. Akşamları her zaman patlamayan ama sürekli varlığını hissettiren bir gerilim oluşur; Elif kelimelerini, yüz ifadesini ve Mert’in telefonunu eline alıp “saklayacak bir şey yok ya” diyerek sessizce mesajlarını kaydırdığı anı dikkatle tartar. Elif bunun rahatsız edici olduğunu söylediğinde Mert onu aşırı hassas olmakla suçlar, olayların seyrini bulandırır, yapılan anlaşmaları inkâr eder ve Elif’in tepkilerini “dengesizlik” çerçevesine oturtur. Ertesi gün çoğu zaman sahte bir normallik gelir: masada çiçekler, koşullara bağlanmış özürler ve iş stresinin “böyle olduğu” yönünde bir vaat. Bu süreçte Elif yalnızca mahremiyetini değil, kendi algısının geçerli sayılacağına dair güvenini de yitirir.

Çocuklar, söylenenle söylenmeyen arasındaki dar alanda yaşar. Zeynep duvarın ardından yükselen sesleri duyar ve gergin bir gecenin ertesi sabahı Elif’in daha suskun olduğunu görür; sanki kelimeler tehlikeli hale gelmiştir. Emir, annesinin telefonunu banyoda şarj ettiğini ve Mert evde değilken ancak arama yaptığını fark eder; açıklama yapılmasa da bazı konuların sofraya gelmemesi gerektiğini öğrenir. Bir cuma akşamı Mert kapıyı kapatıp geçişi engellediğinde ve Elif’i “şimdi öylece çıkıp gidemez” diyerek kolundan sertçe geri çektiğinde, tepki yalnızca Elif’in bedeninde kalmaz; Zeynep koridorda donup kalır, Emir ise kulaklığının arkasına çekilir—duymadığı için değil, fazla duyduğu için. Daha sonra Elif temkinli bir şekilde yardım alma fikrini açtığında, bu kez Mert “yanlışlıkla” randevuyu takvimden silen, profesyonellerin “işi sadece büyüttüğünü” söyleyen ve “başkaları” karışırsa neler olabileceğini hatırlatan taraf olur. Aynı dönemde Elif’in adına hesaplar açıldığı ortaya çıkar; Elif bunun nasıl mümkün olduğunu sorduğunda konuşma tersyüz edilir: sorun onun güvensizliği, kışkırtma ise sorularıdır. Bu evde şiddet, tek bir açık sahneden ibaret değildir; birbirini besleyen bir eylem zinciri olarak var olur: kontrol sorgulandığında fiziksel yıldırma, gerçekliği eğip bükmek için psikolojik sarsma, çıkış yollarını kapatmak için dijital izleme, ayrılmayı fiilen imkânsızlaştırmak için finansal kısıtlama ve her şeyi “ev içinde kalması gereken bir mesele” gibi yeniden adlandırmaya yönelik bitmeyen bir baskı. Böyle bir vakada “tanık olmak” pasif bir durum değildir; ortak mağduriyetin bir biçimidir: çocuklar gerilimi taşır, korkunun kurallarını öğrenir ve güvenliğin koşullu olduğu bir gerçekliğin içinde büyür.

Fiziksel Şiddet

Elif ve Mert’in evindeki örüntü sorgulandığında, kontrolün kelimelerden bedenlere kayması öngörülebilir bir düzenlilik gösterir; çünkü fiziksel üstünlük, tartışmaya gerek bırakmadan anlık itaat üretir ve gücü doğrudan ilan eder. Mert’in kapı eşiğinde durup geçişi fiilen engellemesi, “hararetli bir tartışma” değildir; hareket özgürlüğünün bilinçli biçimde kısıtlanmasıdır: kalmaya zorlar, seçeneği ortadan kaldırır ve evi kontrol edilen bir alana dönüştürür. Elif’i uzaklaşmaya çalıştığında kolundan sertçe çekip geri getirmesi, görünür bir morluk bırakmasa bile zorlayıcı bir eylem olarak işlev görür; çünkü hedef alınan şey yalnızca acı değil, bedensel özerkliktir. Bu vakada fiziksel şiddet; vurmayı olduğu kadar tutmayı, çıkışları bloke etmeyi ve geri çekilmeyi engellemek için fiziksel varlığı dayatmayı da kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır. Zeynep’in donup kalması ve Emir’in kulaklığının arkasına saklanması tali bir ayrıntı değildir; fiziksel boyutun, “gerekirse sınırlar güç kullanılarak dayatılır” mesajını tüm aileye ilettiğini gösterir.

Tekil bir olay ile zorlayıcı bir tekniğin ayrımı, zamanlama ve tekrar üzerinden daha net görülür. Mert’in fiziksel müdahalesi, Elif’in inisiyatif almaya çalıştığı anlarda belirir: mesafe koymak istediğinde, bir yüzleşmeyi bitirmeye çalıştığında ya da yardım arayışını gündeme getirdiğinde. Bu da şiddete “tesadüf” değil, araçsal bir işlev kazandırır. Olay sonrasındaki süreç de aynı ölçüde önemlidir: yaşananı yeniden adlandırma ve küçültme baskısı, “başkaları” devreye girerse olabileceklerin hatırlatılması ve konuşmanın bedeli olduğu hissinin yerleşmesi. Bu unsurlar, amacın yalnızca anı kazanmak olmadığını; sonrasında anlatıyı kontrol ederek gelecekteki direnci caydırmak olduğunu gösterir. Konuşmanın riskli görüldüğü bir evde, tek bir tutma ya da engelleme eylemi, temas anını aşarak sonraki davranışları, dili ve dış destek arayışını şekillendirir.

Bu vakada “mekânın kontrolü” de fiziksel şiddetin kapsamına dâhildir; çünkü doğrudan saldırıyla aynı pratik sonucu üretir: özgürce hareket etme kapasitesini ortadan kaldırır ve tırmanma riskini artırır. Kapının önünde durmak, bir odada sıkıştırmak, telefonun alınmasıyla aramayı engellemek ya da anahtarları tutarak çıkışı imkânsızlaştırmak, seçenekleri itaat düzeyine indirger. Elif’in telefonunu banyoda şarj etmeye başlaması ve yalnızca Mert yokken arama yapması, fiziksel müdahalenin inandırıcı olduğu bir ortamda rasyonel bir güvenlik uyarlaması olarak okunmalıdır. Bu nedenle sağlam bir tanım, fiziksel saldırı, fiziksel yıldırma ve hareket özgürlüğünün fiziksel kısıtlanmasını aynı süreklilik içinde değerlendirir; amaç her eylemi eşitlemek değil, ortak işlevi görünür kılmaktır: anlık korku üretmek, uyumu dayatmak ve riski yükseltmek.

Psikolojik Şiddet

Elif ve Mert’in evinde psikolojik şiddet, görünür olayların “ek parçası” değildir; tüm örüntüyü ayakta tutan mimaridir. Mert’in sınırlara verdiği yanıt—Elif’i aşırı hassas olmakla etiketlemek, olayların sırasını bulandırmak, anlaşmaları inkâr etmek ve Elif’in tepkilerini “dengesizlik” hikâyesine yerleştirmek—netleştirmeyi değil, Elif’in kendi algısına duyduğu güveni aşındırmayı hedefleyen bir gaslighting dinamiğine işaret eder. Elif her gerçeği adlandırmaya çalıştığında, odak Mert’in davranışından Elif’in sözde duygusal kusuruna kaydırılır; böylece hesap verebilirlik, Elif’in “inandırıcılığı” üzerine bir tartışmaya dönüştürülür. Zamanla bu çarpıtma yalnızca incitmez; gerçekliği sınama kapasitesini, tutarlı anlatımı ve yaşananı kayıt altına alma imkânını zayıflatır.

Bu vakada yıldırma çoğu zaman sessizdir ve tam da bu sessizlik onu etkili kılar. Para çekiminin hemen ardından gelen mesaj, “genel kontrol” kisvesi altındaki sorgulayıcı sorular ve sıradan kararlar için sürekli açıklama beklenmesi, özerkliği koşullu hale getiren bir rejim kurar. Aşağılama için kalabalık gerekmez; rahatsızlığın küçümsenmesi, mahremiyet talebinin suç gibi sunulması ya da “saklayacak bir şey yok” retoriğiyle sınırların eritilmesi aynı etkiyi yaratır. Dönem dönem gelen sahte normallik—çiçekler, şartlı özürler, her şeyin iş stresine bağlanması—onarım değil, güç dengesinin yeniden ayarlanması gibi işleyebilir; sakinliğin, ancak Elif’in uyum göstermesi ve sınır koymaktan vazgeçmesi halinde mümkün olduğu mesajını pekiştirir.

Zeynep ve Emir için psikolojik şiddet bir “an” değil, bir iklimdir; “tanık olmak” her gün çarpıtılmış bir gerçekliğin içinde yaşamaya dönüşür. Zeynep sözler gelmeden gerilimi okumayı öğrenir; Emir geri çekilmenin cevap vermekten daha güvenli olabileceğini öğrenir. Bu stratejiler kısa vadede koruyucu olsa da uzun vadede ağır bir bedel taşır. Çocuklar ayrıca, yardım aramanın “işi büyüteceği” yönündeki ev içi anlatıyı içselleştirir; bu da konuşmayı caydırır ve otoriteyle güvenlik arasındaki ilişkiyi bozar. Bu nedenle psikolojik şiddet, yalnızca hakaret ve tehditten ibaret değildir; gerçekliğin sürekli manipülasyonu, korku ve kuşku üretimi ve dış desteğe sistematik biçimde kapı kapatılması da kapsamın içindedir.

Cinsel Şiddet

Bu vaka anlatısında belirli bir cinsel olay açıkça tarif edilmemiş olsa da Elif ve Mert’in dinamiğine uygulanan tutarlı bir tanım ve kapsam çerçevesi, cinsel özerkliği “nötr” varsayılan özel bir alan olarak değil, zorlayıcı kontrolün potansiyel bir odağı olarak ele almayı gerektirir. Karar alanının finans, mahremiyet ve hareket özgürlüğü üzerinden daraltıldığı ortamlarda, mahrem sınırların da baskıya açık olabileceği, sırf sessizlik nedeniyle dışarıda bırakılmamalıdır; zira utanç ve damga, çoğu zaman ifşayı azaltır. Cinsel şiddet, özgür, bilgilendirilmiş ve her an geri alınabilir rıza olmaksızın gerçekleşen her türlü cinsel eylemi kapsar; rızanın biçimsel göründüğü ancak gerçekte misilleme korkusu, çatışma tehdidi ya da kaynakların çekilmesi riski nedeniyle koşullandığı durumlar dâhil. “Hayır” demenin bedeli varsa, uyum davranışı yanlışlıkla rıza gibi okunabilir; oysa temel koşul zorlamadır.

Vaka duyarlılığı taşıyan bir çerçeve, üreme/gebelik üzerinden kurulan baskıyı da içermelidir; çünkü bu, bağımlılığı pekiştiren yüksek etkili bir kaldıraçtır. Doğum kontrolünü sabote etmek, korunmasız cinsellik için baskı kurmak, tıbbi kararları manipüle etmek veya gebelikle ilgili seçenekleri koz olarak kullanmak, mahremiyeti kontrol aracına dönüştürür. Elif’in adına hesapların açıldığı ve kaynaklara erişimin izlendiği bir evde, bedensel özerkliğin de benzer biçimde yönetiliyor olabileceği ihtimali, yalnızca sessizlik nedeniyle dışlanmamalıdır. Buradaki yaklaşım bir itham değil, bir risk merceğidir: kontrol örüntüleri alanlar arasında sıklıkla göç eder; tanımsal dışlama ise ağır bir zararı görünmez kılabilir.

Zeynep ve Emir açısından etkiler, doğrudan tanıklık olmasa bile önemlidir. Cinsel zorlamalar çoğu zaman izolasyonu artırır, utancı derinleştirir ve bir ebeveynin yardım arama ya da güvenliği planlama kapasitesini daha da sınırlar; bu da ev içi istikrarsızlık ve azalan duygusal erişilebilirlik üzerinden çocuklara yansır. “Ev içinde kalsın” baskısının bulunduğu ortamlarda ifşa daha da zorlaşır ve dış müdahalenin tehlikeli olduğu anlatısı güç kazanır. Bu nedenle sıkı bir çerçeve, cinsel özerkliği genel güvenlik analizinin içine alır: rızanın gerçekten baskıdan, tehditten, bağımlılıktan ve korkudan azade olup olmadığı belirleyicidir; değilse, davranış “özel” alanın dışında, şiddet analizinin içinde yer alır.

Finansal Şiddet

Elif ile Mert’in vakasında finansal boyut, bağımlılığın adım adım nasıl inşa edildiğini gösterir; çoğu zaman “verimlilik” ve “idare” diliyle örtülür. PIN kodlarının istenmesi, bankacılık uygulamasının kontrolünün devralınması ve bildirimlerin açılması, bu bağlamda nötr eylemler değildir; gözetim ve davranış koşullandırması olarak işler. Market için yapılan bir para çekiminin hemen ardından gelen mesaj, bilgi talebinden çok, gündelik kararların bile ön onay gerektirdiği sinyalidir. Zamanla sonuç öngörülebilirdir: daha az harcama, daha az inisiyatif ve denetimden kaçınmak için daralan bir günlük yaşam. Bu nedenle finansal şiddet burada yalnızca parayla ilgili değildir; özerkliği pahalı, uyumu ise daha az riskli hale getirmekle ilgilidir.

Elif’in adına açılan hesapların ortaya çıkması, zorlayıcı yapıyı daha da sertleştirir. Başkası tarafından, Elif’in kimliği üzerinden yükümlülük yaratılması riski ona taşır, kredi güvenilirliğini zedeler ve ilişki bittikten sonra da sürebilecek idari ve hukuki yükler doğurur. Elif bunun nasıl mümkün olduğunu sorduğunda konuşmanın tersyüz edilmesi ve sorunun “kışkırtma” olarak çerçevelenmesi, zorlayıcı kontrolün tipik örüntüsüdür: zarar üretilir, ardından zararı ele alma çabası “asıl sorun” haline getirilir. Bu tersine çevirme tesadüfi değildir; hesap verme ihtimalini bastırır, daha fazla soru sorulmasını caydırır ve kontrolü karmaşa ile yıpratma üzerinden sürdürür.

Zeynep ve Emir için finansal şiddet soyut değildir. Okul etkinlikleri, kıyafet, gündelik ihtiyaçlar ve çocukların dayandığı öngörülebilirlik bu kısıtlamalardan etkilenir. Ayrıca güvenlik açısından doğrudan sonuçları vardır; çünkü ayrılmayı fiilen imkânsızlaştırabilir: geçici barınma, bakım, ulaşım ve hukuki ya da terapötik destek için gereken kaynaklar erişilemez hale gelir veya tartışmalı kılınır. Bu vakada finansal kontrol, diğer tüm kategoriler için çarpan etkisi yaratır: çıkış yollarını daraltır, sonuçlardan korkuyu büyütür ve dış müdahalenin uygulanabilirliğini azaltır. Bu nedenle disiplinli bir tanım, finansal şiddeti bütçe tartışması olarak değil, kontrol mimarisinin merkezî bir parçası olarak ele alır.

Dijital Kontrol

Elif ile Mert’in evinde dijital kontrol, gözetimin uzantısı ve sessizliği dayatmanın bir mekanizması olarak işler. Mert’in “saklayacak bir şey yok” gerekçesiyle Elif’in mesajlarını sessizce kaydırması, mahremiyeti şüpheye, rızayı ise sürekli bir yükümlülüğe dönüştürür. Bu sınır aşıldığında, arkadaşlarla, aileyle ya da profesyonellerle iletişim kurmak doğası gereği riskli hale gelir; çünkü her temas yakalanabilir, sorgulanabilir veya cezalandırılabilir. Elif’in telefonunu banyoda şarj etmesi ve yalnızca Mert yokken arama yapması, dijital izlerin silah gibi kullanıldığı bir ortama işaret eder. Olgulara dayalı bir değerlendirmede bunlar küçük ayrıntılar değildir; kişisel iletişimin ev içinde güvenle kurulamadığını gösteren göstergelerdir.

Dijital kontrol aynı zamanda psikolojik şiddeti hızlandırır; çünkü Mert’in bilgi avantajını pekiştirir ve Elif’in belirsizliğini artırır. Mert’in, Elif’in özgürce paylaşmadığı bilgileri biliyor gibi görünmesi, pratikte “özel alan yok, güvenli planlama ufku yok” mesajını verir. Sabotaj ihtimali de vakada görünürdür: Elif yardım arayışını gündeme getirdiğinde randevunun “yanlışlıkla” takvimden silinmesi, dış temasa yönelik her girişimin tespit edilip etkisizleştirileceği düşüncesini güçlendirir. Ortak hesaplar, cihaz erişimi veya ayar manipülasyonu üzerinden gerçekleşse bile sonuç değişmez: çıkışlar kapanır, yardım aramak daha zor ve daha tehlikeli hale gelir.

Zeynep ve Emir açısından dijital kontrol, evin “işletim sistemi”ne dönüşebilir. Ortak cihazlar, aile hesapları ve çocukların iletişimi, istemeden gözetim kanalları haline gelebilir; çocuklar kimse açıkça söylemeden, güvenliğin koşulunun gizlilik olduğunu öğrenir. Emir’in geri çekilmesi ve Zeynep’in donup kalması, gözetimle sınırlanan bir ortamda çocukların nasıl uyum sağladığını gösterir. Bu nedenle sıkı bir çerçeve, dijital kontrolü bağımsız bir şiddet kategorisi olarak ele alır; çünkü amacı ve etkisi zorlayıcı kontrolle örtüşür: özerkliği kısıtlamak, yardıma erişimi engellemek ve evi kapalı bir sistem olarak sürdürmek.

Çocuk İstismarı

Elif ve Mert’in evinde çocuk istismarı, yalnızca çocuklara doğrudan fiziksel zarar verilmesi ihtimaliyle sınırlı değildir; öngörülebilir bir duygusal güvensizlik ortamına ve bozulan rol dağılımlarına gömülüdür. Zeynep ve Emir, gerilimin çözümlenmek yerine “idare edildiği”, sıradan ihtiyaçların bile çatışmayı tetikleyebildiği ve sessizliğin hayatta kalma stratejisine dönüştüğü bir evde büyür. Bu, tarafsız bir ebeveynlik bağlamı değil; çocukların temel güvenliğinin, yıldırma, kontrol ve öngörülemezliğe kronik maruziyetle zedelendiği bir düzendir. Zarar, Elif’in bakım verme kapasitesi üzerindeki etkilerle daha da derinleşir: mesele sevgi eksikliği değil, gözetim ve tehdit altında yaşamanın birikimli baskısının dikkati anlık risk yönetimine daraltması ve çocukların düzenlenme, oyun ve gelişim için ihtiyaç duyduğu gündelik güvenli alanı aşındırmasıdır. Uygulamada, zorlayıcı iklim; tutarsız rutinler, daralan duygusal erişilebilirlik ve evin istikrarının Mert’in ruh halini yatıştırmaya bağlı olduğu hissi olarak somutlaşabilir.

Vaka temelli bir kapsam çizimi, zorlayıcı ortamdan doğsa bile işlevsel ihmalin ve duygusal istismarın gerçek zararlar olduğunu açıkça tanımalıdır. Çocuklar ihtiyaçlarını küçültmeyi, yetişkinlerin ruh halini önceden okumayı ya da evin “sakin” kalmasından kendilerini sorumlu görmeyi öğrendiğinde, omuzlarına yüklenen ağırlık gelişimsel olarak makul olanı aşar. Bu yük tesadüf değildir; kontrol merkezli bir evin öngörülebilir sonucudur. Araçsallaştırma riski de aynı ölçüde ciddidir: çocuklar yetişkin dinamiğine haberci, tampon ya da örtük hakem olarak çekilebilir veya Elif’in yardım aramasını caydırmak için varlığı kullanılan sessiz bir seyirciye dönüşebilir. Açık talimatlar olmasa dahi aile sistemi, “iyi” davranışın görünmezlik olduğunu, görünürlüğün ise tehlike çektiğini öğretebilir.

Son olarak, bu vakada tarif edilen finansal kısıtlama, dijital izleme ve yardım arayışına müdahale, yalnızca yetişkinlere özgü olgular değildir; çocukların istikrarını ve desteğe erişimini doğrudan şekillendirir. Finansal kontrol okul katılımını ve gündelik öngörülebilirliği sınırlayabilir, dijital gözetim çocukların geniş aileyle veya okul destek yapılarıyla iletişimini daraltabilir, profesyonellere yönelik sistematik direnç ise uyarı işaretleri ortaya çıktığında erken müdahaleyi geciktirebilir ya da bütünüyle engelleyebilir. Bu bağlamda çocuk istismarı, Zeynep ve Emir’in zorlayıcı kontrole maruz kalmasını somut etkileri olan gelişimsel bir risk olarak da kapsar. Belirleyici soru, Zeynep ve Emir’in doğrudan darbe alıp almadığı değil; ev ortamının öngörülebilir biçimde güvenliklerini, duygusal gelişimlerini ve güvenli bağlanma hissini zedeleyip zedelemediğidir ve anlatılan olgular ışığında bu risk tali değil merkezîdir.

“Tanık Olmak”ın Ortak Mağduriyet Niteliği

Zeynep ve Emir açısından “tanık olmak”, tekil bir olaya rastlamak anlamına gelmez; tırmanma ihtimalinin gündelik yaşam koşullarının parçası olduğu bir evde yaşamak anlamına gelir. Mert kapıyı engellediğinde Zeynep’in koridorda donup kalması, abartılı bir tepki değil; annesinin bedensel özerkliği üzerindeki görünür çekişmeye verilen akut bir stres yanıtıdır. Emir’in kulaklığının arkasına çekilmesi kayıtsızlık değildir; bir çocuğun güvenle işleyemeyeceği kadar yoğun duyusal ve duygusal girdiye karşı koruyucu bir kapanmadır. Bu tepkiler, çocukların “nötr” bir konumda olmadığını doğrular. Çocuklar güvenlik dinamiğinin içine gömülüdür ve onunla baş etmeye zorlanır; bu nedenle “tanık olma”, pasif bir durum değil, kendine özgü zarar profili olan bir maruziyet olarak ele alınmalıdır.

Bu vakada “tanık olmak” ayrıca öngörülü, yani anticipatory bir boyut taşır: çocuklar yalnızca yaşanana değil, yaşanabilecek olana yönelik sürekli hazırlığa da maruz kalır. Zeynep; sesin değişmesi, sessizliğin sertleşmesi, Elif’in elinden telefonun alınması gibi ipuçlarını okumayı öğrenir ve hiper-tetikte olma hali varsayılan ayara dönüşür. Emir, kimse açıklamadan, aramaların ancak Mert yokken yapılması gerektiğini, bazı konuların sofraya gelmemesi gerektiğini ve gizliliğin güvenliğin şartı olduğunu öğrenir. Bu yalnızca stres değildir; çocukları sadakat çatışmalarına iten ve yetişkin düzeyinde risk hesapları yükleyen zorlayıcı bir ortama zorunlu uyumdur. Deneyim, güvenliğin koşulsuz olması gereken birincil bağlanma bağlamının içinde yaşandığı için yapısal olarak travmatiktir.

Ortak mağduriyet, olay sonrası dinamiklerde daha da belirginleşir. Sahte bir normalliğe dönüş—çiçekler, koşullu özürler, her şeyi strese bağlayan bir anlatı—gerçeğin yeniden yazılabileceğini ve sükûnetin sessizlikle “satın alındığını” öğretir. Zeynep ve Emir, konuşmanın tehlikeli olduğunu, hissettiklerinin inkâr edilebileceğini ve aile imajını korumanın zararı adlandırmaktan daha öncelikli sayıldığını öğrenir. Zaman içinde bu, ilişkiler, sınırlar ve otoriteye dair iç modelleri biçimlendirir. “Tanık olma”yı ortak mağduriyet olarak ele alan bir tanım ve kapsam çerçevesi, çocukların “her şeyi görüp görmediğine” değil, zorlayıcı örüntüye ve sonuçlarına maruz kalıp kalmadığına dayanır; bu vakada maruziyet açıktır.

Onur, Kültür ve Statü Baskısının Meşrulaştırıcı Anlatı Olarak İşlevi

Elif ve Mert vakasında meşrulaştırıcı kuvvet her zaman açık bir kültürel doktrin biçiminde görünmeyebilir; daha genel bir mekanizma olan statü ve imaj yönetimi üzerinden işleyebilir. Dışarıdan rutin ve derli toplu bir görüntü vardır: dolu bir takvim, düzenli okul lojistiği, kontrol edilen bir gülümseme. Bu yüzeysel tutarlılık, ifşanın maliyetini artırır; çünkü gerçeği söylemek yalnızca evde olanı anlatmak değil, özenle korunmuş anlatıyı da yıkmaktır. Böyle ortamlarda statü bir araca dönüşür: iddialara inanılmayacağı imasıyla, yardım arayışı “abartı” diye çerçevelenerek ya da mağdur “dengesiz” ve “sorun çıkaran” olarak resmedilerek kontrol pekiştirilebilir. Bu nedenle kapsam çizimi, itibar ve statü baskısını kayda değer bir risk faktörü olarak değerlendirmelidir; çünkü izolasyonu güçlendirir ve zorlayıcı kontrolün itirazsız sürme ihtimalini artırır.

Statü baskısı, “mesele evde kalsın” talebine de dönüştürülebilir. Mahremiyet tercihi gibi sunulan şey, pratikte müdahaleyi engelleyen bir dışlama bariyeri işlevi görür. Mert’in “başkaları” karışırsa neler olabileceğine dair uyarısı, spesifik olmak zorunda olmayan bir tehdit katmanı oluşturur; Elif’in kırılganlıklarına göre bu, işe, sosyal itibarına, damgalanmaya ya da çocuklarla ilgili kaygılara gönderme yapabilir. Operasyonel etki aynıdır: Elif sessizliğe itilir, yardım bir tehlike gibi algılanır ve ev kapalı bir sistem olarak kalır. Risk değerlendirmesinde bu kapanma, hesap verebilirlik mekanizmalarını ortadan kaldırdığı ve Mert’in anlatı ile erişim üzerindeki kontrolünü koruduğu için tırmanma olasılığını somut biçimde artırır.

Zeynep ve Emir için statü baskısı, çift gerçeklik eğitimi anlamına gelir. Bir hikâye kamuya oynanır, bir diğeri ev içinde yaşanır ve bu ikisi arasındaki sınır korunmalıdır. Bu, bilişsel uyumsuzluk üretir: duygusal olarak doğru olan, söylenemez hale gelebilir. Çocuklar utancı içselleştirebilir, okulda destek aramaktan kaçınabilir ve imajı korumanın güvenliği korumaktan daha önemli olduğu inancını benimseyebilir. Bu yüzden disiplinli bir kapsam çizimi, onur, kültür ve statü temelli rasyonalizasyonları hafifletici açıklamalar olarak değil; zararı meşrulaştırabilen ve yerinde tutabilen mekanizmalar olarak tanımlar ve normalleşmeyi önlemek için bunların açıkça adlandırılmasını gerekli görür.

Sağlık Hizmetinden Kaçınma ve Profesyonel Sabotajının Risk Faktörü Olarak Değeri

Bu vakada hizmetten kaçınma ve profesyonel sabotaj, pasif bir “gitmeme” halinden ibaret değildir; Elif’in yardım arayışını takip eden aktif bir engelleme biçimidir. Elif profesyonel destek fikrini temkinle açtığında, bir randevunun takvimden “yanlışlıkla” silinmesi ve profesyonellerin “işi büyüttüğü” anlatısının tekrarlanması, erken müdahaleyi doğrudan bloke eder ve zarara maruziyeti uzatır. Profesyonel sabotaj, kontrol stratejisi olarak çalışır: kapalı sistemi korur, dışarıdan olgusal tespit yapılmasını engeller ve Elif’in konuşmasının riskini artırır. Tanım ve kapsam çerçevesinde bu, tali bir ayrıntı değil; önceliğin onarım ya da güvenlik değil, bilgi içerme ve güç sürdürme olduğunu gösteren çekirdek bir göstergedir.

Sabotaj burada katmanlıdır. Bir yanda pratik aksatma vardır—takvim manipülasyonu, lojistik engeller—öte yanda anlatısal aksatma bulunur: profesyonelleri tehlikeli göstermek, yardım aramanın Elif’in aleyhine döneceğini ima etmek ve üçüncü kişiler devreye girerse sonuçlara işaret etmek. Bu anlatılar, Elif zaten gözetim ve tehdit altında yaşadığı için, zorlayıcı bir caydırıcılık yaratır. Elif’in iletişimini Mert’in yokluğuna taşıması, telefonunu banyoda şarj etmesi ve yalnızca Mert dışarıdayken arama yapması, yardım aramanın risk hassas bir faaliyete dönüştüğünü gösterir. Bu, sabotajın ayırt edici imzasıdır: en temel destek erişimi bile gizli bir operasyona dönüşür; izolasyon artar, zamanında korunma ihtimali azalır.

Zeynep ve Emir açısından profesyonel sabotaj özellikle yıpratıcıdır; çünkü koruyucu ve gelişimsel kaynaklara erişimi bloke eder. Okul temelli destek gecikebilir, terapötik müdahale engellenebilir ve “kurumlar”a yönelik korku yerleşebilir; bu da çocukların öğretmenlere veya rehberlik birimlerine açılma olasılığını düşürür. Ayrıca belirtilerin, zorlayıcı kontrole verilen sıkıntı tepkileri olarak değil de basit davranış sorunları olarak yorumlanma riskini artırır. Bu nedenle disiplinli bir kapsam çizimi, hizmetten kaçınma ve sabotajı tırmanma olasılığını yükselten ve zararı kökleştiren risk çarpanları olarak ele alır; özellikle çocukların bulunduğu ve ev sisteminin zaten gizlilik ile uyum etrafında örgütlendiği durumlarda.

“Aile İçi Tartışma” Olarak Normalleştirmeye Karşı Sınır Çizimi

Elif ve Mert’in evinde normalleştirme, tam da örüntünün sahte sakinlik dönemleri içermesi nedeniyle canlı bir risktir; bu dönemler çözüm sanılabilir. Çiçekler, koşullu özürler ve iş stresine bağlanan makul açıklamalar, yaşananı sıradan ilişki sürtüşmesi gibi çerçevelemeye davet eder. Disiplinli bir kapsam çizimi bu kaymayı, davranışa ve sonuca geri dönerek engeller: kapıyı bloke etmek hareket özgürlüğünü kısıtlamaktır, koldan çekmek fiziksel yıldırmadır, banka bildirimlerini denetim olarak kullanmak finansal kontroldür, mesajları kurcalamak dijital gözetimdir, randevu silmek yardıma erişime müdahaledir. Her eylemin öngörülebilir bir çıktısı vardır: daha az özerklik, daha fazla korku, daha kısıtlı yardım arayışı ve kronik gerilim altında yaşayan çocuklar. Bu, “kavga” değildir; organize bir zorlayıcı kontrol örüntüsüdür.

Normalleştirme aynı zamanda operasyonel sonuçlar doğurur; çünkü eşit taraflar için tasarlanmış araçlara—arabuluculuk, ortak görüşme gibi—yönlendirir ve zorlayıcı kontrol ile korkunun bulunduğu bağlamlarda bu araçlar güvensiz olabilir. “Çatışma” çerçevesi çoğu zaman karşılıklı sorumluluk iması taşır; oysa burada tanımlayıcı davranışlar tek yönlüdür: izlemek, kısıtlamak, sabote etmek, fiziksel olarak çıkışı engellemek. Elif’in davranış profili—stratejik sessizlik, risk yönetimli iletişim, harcamayı azaltma, zamanlamayı dikkatle seçme—tipik tartışma döngüsünün belirtisi değil, asimetrik bir ortamda güvenlik uyarlamasıdır. Durumu “iki taraf” gibi ele almak, kontrol mimarisini görünmez kılabilir ve ifşanın kısıtlandığı ortamlara mağduru iterek tehlikeyi istemeden artırabilir.

Çocukların bulunduğu bir evde normalleştirme daha da tehlikelidir; çünkü korunmayı geciktirir ve “tanık olmanın” zaten bir zarar olduğunu perdeleyebilir. Zeynep ve Emir ev ortamından kopamaz; etiket ne olursa olsun örüntüyü içselleştirir. Bu nedenle güçlü bir kapsam, tanık olmanın ortak mağduriyet olduğunu ve yardıma erişimin engellenmesinin maddi bir risk faktörü sayıldığını açıkça ortaya koyar; böylece her şey “aile dramı”na indirgenemez. Sınır çiziminin işlevi, yorum kaçış yollarını kapatmaktır: değerlendirmeyi ve müdahaleyi gözlemlenebilir davranışa, tekrar eden örüntüye ve çocuk üzerindeki etkiye bağlamak ve güvenliği pazarlık dışı bir öncül olarak kabul etmek.

Aile Hukuku Konuları

Odak Alanları

Previous Story

Örüntü tanıma ve bağlam (tek bir olay ≠ bütün)

Next Story

Risk Değerlendirmesi: Acil Güvenlik ve Ölümcüllük Göstergeleri

Latest from Aile içi şiddet ve çocuk istismarı

Finansal ve ekonomik şiddet

Sabahın erken saatlerinde, şehir hâlâ sessizken ve gün daha yeni yeni şekillenmeye başlarken, Elif mutfak masasının